Sophieden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sophieden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2008 Salı

Semra kaynanadan İvediğe

Dest-i kabusun üstüne Recep İvedik harikuladesinden de bahsetmek istiyorum. Hadi anlıyorum bi derece semra kaynanayı, oğlu evlenme yaşında, özel bi kanalda evlendirme programı var, e paraya da ihtiyaçları var katılıyorlar yarışmaya. Dikkat çekmezsen kazanamayacağın bir şey de bu, malum bunun için de anne oğul oldukça fazla şey yaptılar. E her yapılan şey başka bir sonucu doğurduğundan da olanlar oldu, buna katlanmak zorundalardı, ama ben de şehit gibi Ata'nın türk bayrağına sarılmasına pek anlam veremedim o ayrı. Oğlunun da yasını sürmek yerine oğlunun uğruna vefat ettiği gibi bir programı sunuyor da olması tesadüf mü, hırs mı, yoksa yaad etmek mi bilemiyorum, o sanırım Semra kaynananın vicdanı. Herneyse böyle bir girişle İvediğe geçiyorum ve evet dayanamıyorum. Dikkat şahan çıkabilir izlenirken kahkahalar atılırken çok hoştu. Yavaşça o da özel kanallara kaydı, daha bir çok kitle edindi. Başka program denedi, olmadı ve baktıki seviliyor, film yapayım dedi. Şimdi bu karakterler tutmuşken neden tek karakter üzerine yoğunlaştı? Hepsi ile bir film yapsa çok daha hoşuma giderdi, ama tabi filmler bana özel yapılmıyor. Filmin konusuna gelince "kıro" diye tabir edilen bir insanın başına gelenler anlatılıyor. Ama ben bu kadar aşağılama, bu kadar küçük görme, sınıf yaratma ve kategorize etme görmedim. Filmi tesadüfen Ankara'dan İstanbul'a dönerken geldiğim otobüs firmasının yayınlamasıyla izleme fırsatı buldum. Ve gerçekten bilmiyorum diğerlerini ama gözümü kırpmadan ve tamamen tebessümsüz yer yer uyuyarak izledim. Daha fazla bir şey söylemek istemiyorum ama bence Türkiye'nin bu filmlere ihtiyacı yok. Gerçekten yok. Belki evlendirme programları bir derece ama bu denli kendimizi aşağılayıcı küçük göstermeci filmlere ihtiyacımız yok. Ve üstelik bu film inanılmaz bir gişe yapıyor ve bu yüzden de devam filmi geliyor. Duyduğuma göre Beyazıt Öztürk de karakterleriyle bi film yapacakmış, umarım o daha başarılı bir şey yapar ve Şahan'nın düştüğü hataya düşmez.

13 Eylül 2008 Cumartesi

Kokteyl !

Absinth görünce aklıma o bayıldığımm kokteyller geldi. Alkol içmeyi severim, ama öyle hammallık yapmayı sevmem. Bira içeyim ucuz olsuncu değilim pek, bir kokteyl içeyim 4 birama denk olsuncuyum. Yine ucuz oluyor ayrı konu. Dışarda içmeyi kalabalık olduğunda severim veya bir partidir konserdir olduğğunda, yoksa evde içmek ayrı keyifli, hele de kendi kokteylini kendin hazırlıyorsan. Votka seven, tatlı tadı seven, koktyl seven varsa şu tarife bayılacaklardır eminim:



Alınması gerekenler: Bir şişe votka, 3-4 portakal, 1 greyfurt(olmasa da olur), bir ufak şişe nar suyu (hatta nar sıkabiliyorsanız sahici nar da olur), bir adet limon, 1 veya 2 tane (zevke göre) limonlu soda, bi'kaç nane yaprağı ve tabikii buz.



Sürahimizin içine votkayı koyup, suyunu sıktığımız portakalı ve greyfurtu ekleyip güzelce çalkalayın, sonra nar suyunu ekleyin. Limonu ikiye kesin bir yarısının suyunu sürahiye ekleyin diğer yarısını dilimleyip sürahinin içine koyun. Gazı kaçmaması için limonlu sodayı henüz eklemiyoruz. Sonra bu güzelim sürahiyi 20 dk. kadar buzdalabında bekletin. 20 dk. sonra alın ve limonlu sodayı ekleyin. Daha sonra buzu isterseniz tam halinde isterseniz bir torba içine koyup kaşıkla kırıp sürahinin içine nane yapraklarıyla beraber koyun. Veee işte servise hazır Sophie'den mutfağınızaa her daim içilebilecek bir kış kokteyli :)

Bunun dışında şu şekil alternatifler de yok değil tabi. Bilen bilir, yemeksepeti'nde East'n Bull diye bir hediye seçeneği ve satın alma seçeneği vardır. Ben her alışverişimde almak istiyorum ya da o hediye bana çıksın istiyprum ama olmuyor. Bu East'n Bull denen marka çok güzel kokteyl malzemeleri satıyor, biraz daha kalite arıyorsanız bence önce bunu deneyin. Ayrıca kendi internet sitelerinde de kendi ürünleriyle yapılabilecek kokteylleri bulmanız mümkün. Ayrıca, meraklısı olduğumdan Alkım raflarında dikkatimi çeken bir kitap vardı: 1001 Kokteyl adında.. orda da ismi gibi 1001 kokteyl bulunuyor... İçeriğinde bilmediğimiz markaları veya "şeyleri" görmek mümkün ama çok değişik ve kolay yapılan şeyler de var. Punch lardan kokteyllere uzanıyor seçenekleri.

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Jeux D'enfants !

Herkes aşık olmayı sever hep aşık olmayı bekler... Kızlar beyaz atlı prensini, erkekler ise uyuyan güzelini bulmaya çalışır. Masalları hayatımızın gerçeği gibi algılayıp öyle imiş gibi davranır ve hep o "imkansız"a ulaşmaya çalışırız. Jeux D'enfants da masalsı bir kutu oyunuyla başlayıp, tutkunun ve şehvetin insanları nasıl etkisi altında bırakabilceğini ve bunun tüm hayatımızı nasıl etkileyebileceğini gösteriyor. Para belki de herşeye sahip olmamıza yardım ediyor gibi gözükse de aşkı malesef paranın yettiği yerlerde bulamıyoruz (hoş bulanlar var, o yüzden söz meclisten dışarı). Tutkunun her şeyin ötesine geçtiği sevimli bu hikayenin bayan baş karakterinin adı da buradaki ismim: Sophie. Bu kadar buraya yazmışken onu da tanıtmamak saygısızlık olurdu. Sophie Polonyalı, uzun kahverengi saçlara sahip özgür ruhlu bir kadın. Kafasına eseni yapan, yeri geldi mi utangaç olan, inanılmaz derecede inatçı olan (bana benzediği burdan belli), tuttuğunu da koparan bir karakter bu Sophie. Filmde küçüklüğünden yaşlılığına dek Sophie'yi gözlemleyebiliyoruz tabi ki, Julien ile birlikte. Julien de filmin erkek baş oyuncusu. Sophie'nin sevdiceği. Julien de Sophie'ye benzer karaktere sahip ama tek bir fark var bunu da filmden bir kaç replikle kısaca özetlemek istiyorum :


Sophie: Büyüyünce ne olucaksın?

Julien: Diktatör!

Sophie: Diktatör mü? Gerçekten mi?

Julien: Kesinlikle.. kölelerimde olucak.. Her perşembe işkence yapacağım. Sen?

Sophie: Ben söyleyemem, saçma bulursun!

Julien: Hayır, söyle..

Sophie: Hoşuna gitmez..

Julien: Ben sana dedim ama.. Söyle!

Sophie: Turta olucam.. "Kayısılı turta". :)



****Filmin ana nesnesi o meşhur kutu.


****İlk kutu anlaşmaları sırasındaki ilk öpücükleri

****Gençliklerindeki bir var mısın yok musunun sonu :) Sophie sütyenini üstüne geçirerek sınavı girmeyi kabul etmiştir :)


****Yetişkinlik dönemleri buluşma az sonra öpüşecekler sahnesi :)

28 Ağustos 2008 Perşembe

T-shirt Tasarım Çılgınlığı

Tasarımlara ve David Bowie'ye yeniden dönüş yaparsak, Bant dergisinden illustrasyonlarını bildiğimiz Okan Arabacıoğlu da kendine bi' site edinmiş ve tasarımladığı t-shirtlerini satışa sunmuş. İşte örnekleri:


****Dawid Bowie's Men's Tee adlı tasarım.

****Nerd Series: Spiderman and İronman are Friends - Men's Tee


**** Sweaty Water Bottle Women's Tee

T-shirt'ler sade ve güzeller ama 22$'a değer mi tartışılır :)

26 Ağustos 2008 Salı

Keşif

Belki biliyorsunuzdur, veya bir yerlerden görmüşsünüzdür ama yine de paylaşma isteği duyuyorum çünkü çok eğlenceli ! Türlü türlü kılıklara girip, olmayanı var ederek bu sitede herkes olabiliyorsunuz. İşte örnekleri:







Dünya güzeli olabilir,



Japon güzeli de olabilirsiniz.


Ve hatta Rolling Stone'un kapağında yer bile alablirsiniz (yvainethefallen'a sürprizimdir :) )


Sürpriz


Tasarımlardan söz etmişken, tesadüfen keşfettiğim bir internet sitesinden bahsetmek istiyorum: http://www.kutukutupense.net/. Bir gazetenin pazar ekini okurken fark ettim buranın varlığını. Kişiye özel el yapımı kuklalar yapıyor Deniz Kundak. Oldukça emek isteyen bir iş olduğu gibi, kısa sürede -20 gün gibi- tamamlayabiliyor. Sipariş üzerine çalışıyor. Yaptıklarını görünce ben de hemen sahip olmak istedim bir mail attım, fakat bütçemi düşündüğümden oldukça fazla aştığı için ne yazıkki sahip olmak sadece hayalimde kaldı :) ama oldukça güzel bir hediye olabilir bu kuklalar hayatımızdaki özel kişiler için. (Fotoğraftaki kukla gördüğünüz gibi Fedon'a ait bir kukla)

24 Ağustos 2008 Pazar

Velvet Goldmine


Tüm bu filmleri görünce aklıma Velvet Goldmine geldi. Yazmadan es geçmek istemedim. Geç olsa da güçlükle izlemediğim, muhteşem bir film. David Bowie ile İggy Pop arasında geçen ilişkiyi anlatır gibi yapıp aslında 70'leri müzikal ve görsel açıdan şahane sunar. Oscar Wilde'dan alıntılarla doyurulmuş, Placebo'nun da misafirperliğini ihmal etmemiştir. "Yaşansın" Glam Rock!

Dinlenmesi gereken bir tarz: Post Rock


Sözsüz, sakin, dinlendirici, yeri geldimi üzen yeri geldimi mi mutlu eden ama çoğu zaman düşündüren bir müzik türü denebilir post rock için. Mogwai, Explosions in the Sky, Mum grupları gibi önemli temsilcilere sahiptir. Geçen sene Mogwai efendiler ülkemizi ziyaret ettiğinde pek mutlu olup, konserlerinde bambaşka bir boyutta bulmuştum kendimi.

Peki, yurdumda ne alemde post-rock dersek eğer, bir kaç grup gelebilir akla; başta Change of Plans olmak üzere. Change of Plans, 2004 yılında Arda Ertem, Batu Sayıcı ve Ege Kanar tarafından kurularak çalışmalara başlamış, 2005'de Berkan Tunçludemir'in de katılmasıyla kemik kadrosunu oluşturur ve bu sene Chill Out ve BarışaRock festivallerinde bulunarak da dinleyicilerine büyük ziyafetler sunmuştur. Grubun şarkılarına kendi web siteleri olan http://www.changeofplans.org/ 'dan ulaşılabilir.

*** Bir Peyote konserinde Change of Plans